|
benli şiirler
XI.
gözlerinde ay ışığı vardı
sıcak çay tütüyordu sesinde
gözlerine yağmur bulutu düştüğünde
titrerdi dudakların üzülürdün
ay oğul sen ne insansın
dağ çiçekleri tutunur ellerine
ateşleri söndürür yüreğin ay oğul
güz eriği dallarda eğilir
yükselir bir serçe maviliklere
sen bakarsın ay oğul
uykuna yorgan olurdu kitaplar
soluğunu bilmek yeter artardı
ekmeği kutsayan inceliğe
iz düşürürdü sözlerin
ay oğul kırık bir daldın
avuçlarıma düşerdi acın
bir ateş düştü sıcağın ortasına
bir ateş kırdı dermanımı
ay oğul kısa biçtiler yalanı
dar zamanlara dar oldu sevdan
gideceğini bilemedik ay oğul
seni yazmak ne zordur ay oğul
çırpınan dalgalar gibiydin hep
uzak evlerin uzak köşelerinde
bir garip bacaydı varlığın
duman tütmez oldu ay oğul
yüreğe düşen kordan...
açlığımı bilemiyorum oğul
üşüdüğümü sevindiğimi
uzadıkça uzuyor geceler
susuyorum hep ay oğul
susuyorum...
28 Temmuz 2007
............................
benli şiirler
XII.
a.
çınar yaprakları düşer toprağa
karınca ne küçük ne küçük
ter yağmur damlalarını sürükler
çizgi çekilir emir komutaya
sonracığıma efendim toprak dediğin öyle ayaküstü konuşulacak denli bir söz yığını değildir açmalıdır kol gücünün kapılarını ekleyip aklın çizgisine attığın adımın hesabını verebilmelidir emek kasalar dolusu ürüne dönüşüp çekilmelidir pazara gelmelidir sofraya ki içinden ırmaklar akmalıdır sevincin sisli sabahlarda dürülmelidir uykunun defteri çakılmalıdır toprağın bağrına yürek silinmelidir sömürünün kalelerindeki lekeler...
deyip yürümelidir
b.
çınar gölgesinde yenir öğlen yemeği
ayağında çizme aylardan temmuz
ter kokusuna karışır ekmeğin kokusu
bu bir devrimin öyküsüdür
sonracığıma toprakla buluşturan bilincin örsünde çekiç olmuş inanç olmuş atıp emirlerinizi taş duvarların ardına yürümüşüzdür bu yürümek kendini acıyla sınamanın üç kuruş avuç boşluğuna fiske atıp yalnız dik adam gibi yürümenin çağıltısıdır fırça demire boya taşır demir tarlaya katık olur katık kendini aratır ikindilerde günler güz çekinceli göçmen kuşları gönderir yeni ilkyazlar çağırır alnının yamacına meta yasasını koyar yol biter...
sil baştan olur
c.
çınarlar uzakta kalır yenilir savaşçı
yönünü insana döner çocuklar tortop
üleşir gözlerin gülüşü emeğin sevisini
çığlıklar yorar acını katlayarak serinde
demem o ki ayaklarımı sürtmeden yürürüm saçımın akına taşırım güzel günlerin beyaz bulutlu mavi göğünü sesinden türküler yakarım çocukların çeşmeler akıtırım susuzluğun üzerine temiz yataklar sererim uykunun koygun yerine mayısta ağulu çiçekler açarım dağ başlarında dostlar çoğaltırım düşmanlıklar bileğilerim kendimi yorarım eşiklerde...
sürüklerim yaşamı
demem o ki
buradayım...
29 Temmuz 2007
.................................
benli şiirler
XIII.
sevinci kursakta bırakan sevdalardı yaşadığım
bir bendim dağları yürürken kendime yoldaşım
yaprağı dalında bir meşeydi şiirime katık
tüten bacaları düşleyerek bandım ekmeği suya
çizmelerimden içeri sızan yoksulluğumdu
kömür adamdı babam yenik savaşçı
ekin tarlalarından türkülerle gelirdi eve
süzülürdü güz yağmurları benli öykülerime
kömür kentin sokaklarına dar geldi sesimiz
gemiler gelmeli gitmeli uçaklar yol uzun
kendimizi kırlara atmalıydık 1 mayıs'larda
karanfili kanatıyorduk yüreğimizde hep
kendimi buldum açıldım denizlere yol uzun
rüzgar hiç dinmedi dalgalar boyuma vardı
attığım kulaçlar gözlerini oydu karanlığın
parmaklarım ah o parmaklarım kalem sevdası
güz yağmuru düşer tenor bir ses olurum
kendimi yoldaş eylerim emeğin tutsaklığına
toprağın kokusu gelir dayanır burnuma
bir coşkulu senfoni olur yaşamın özeti
31 Temmuz 2007
.........................................
(Değerli site izleyicisi dostlar,
"benli şiirler" başlığıyla çalıştığım şiir dizisinin ikinci bölüm şiirlerini bu sayfaya aldım.
Sevgi ve dostlukla, şiirli günler dilerim.
Mevlüt Kırnapçı)
|